Kayseri’de Soğuk Bir Akşam ve İçimde Kalan Bir Soru
Merhaba Takidizayn okurları! Bugün sizlerle “Yılanlar ne yoluyla boşaltım yapar” konusunu ele alacağız.
Kayseri’de kış her zaman biraz sert gelir ama o akşam bambaşkaydı. Camdan dışarı baktığımda sokak lambalarının ışığı karın üstünde titriyordu, sanki şehir nefes alıp verirken üşüyordu. Defterimi açmıştım, yine her zamanki gibi günün içinde takılı kalan şeyleri yazıyordum. 25 yaşındayım ve hâlâ bazı soruların peşinden çocuk gibi koşuyorum. Belki de beni ayakta tutan şey bu.
O gün kafama takılan şey ise tuhaf derecede basitti ama bir o kadar da büyüktü: Yılanlar ne yoluyla boşaltım yapar?
Bu soru ilk bakışta garip gelebilir ama benim zihnimde bir kapı açmıştı. Sanki doğanın en sessiz canlılarından biri, bana kendi sırlarını anlatmak istiyordu. Ve ben bunu gerçekten öğrenmek istiyordum.
Bir Biyoloji Dersinden Kalan Eksik Parça
Lise yıllarında biyoloji derslerini severdim ama hep bir şeyler yarım kalırdı. Hocanın anlattığı her şey defterde düzgün dururdu ama zihnimde hep bir boşluk kalırdı. Yılanlar konusu açıldığında bile sadece “sürüngenler” başlığı altında geçerdi, detaylar ise sanki bilerek gizlenirdi.
O gün defterime bakarken o eski his geri geldi. Eksik bir bilgi, yarım kalmış bir merak… Sanki içimde bir şey sürekli “devam et” diyordu.
Kendime dürüst olayım: Hayatımın birçok yerinde böyleyim. Bir şeyi yarım bırakınca içimde bir huzursuzluk kalıyor. O yüzden bu basit soru bile beni düşündürmeye başlamıştı.
Bir Kitapçıda Başlayan Tesadüf
Ertesi gün şehrin merkezindeki küçük bir kitapçıya gittim. Kayseri’nin soğuğu yüzüme çarparken içeri girdiğimde o eski kâğıt kokusu beni hemen sardı. Rafların arasında dolaşırken elime sürüngenler üzerine bir kitap geçti.
Kitabı açtığım anda sanki içimdeki düğüm biraz gevşedi. Yılanların yaşamına dair bölümler vardı. Kalbim hızlandı, bunu abartmıyorum. Çünkü bazen insan küçük bir bilgi kırıntısına bile duygusal olarak tutunabiliyor.
Ve orada ilk kez açıkça gördüm: Yılanlar boşaltım sisteminde memeliler gibi idrar kesesi kullanmaz. Vücutlarındaki atık maddeler böbreklerden geçer ve üre yerine çoğunlukla ürik asit şeklinde dışarı atılır. Bu atıklar yarı katı, macun gibi bir yapıda olur ve hepsi tek bir açıklıktan, yani kloakadan dışarı çıkar.
Kloaka kelimesini ilk okuduğumda durdum. Sanki doğanın en sade ama en işlevsel kapılarından birini öğreniyordum. Bir yılanın bedeninde her şey tek bir noktada birleşiyordu: sindirim, üreme ve boşaltım.
Garip bir şekilde içimde bir hayranlık hissettim. İnsan vücudu ne kadar karmaşık, yılanınki ise ne kadar sade… Ama ikisi de aynı şeyi yapıyordu: yaşamı devam ettirmek.
O An İçimdeki Sessizlik
Kitapçıdan çıktığımda hava daha da soğumuştu ama içimde bir sıcaklık vardı. Bunu kimseye anlatmadım. Çünkü bazı şeyler anlatılınca küçülür diye korkarım.
Yürürken kendi kendime düşündüm: Ben de bazen içimde biriken şeyleri nasıl boşaltıyorum?
Yılanlar ürik asit gibi yoğun bir atığı tek bir kanaldan atarken, ben duygularımı nereye bırakıyorum?
Bu soru biraz canımı sıktı. Çünkü cevap net değildi.
Bir Hayvanat Bahçesi Ziyareti ve Beklenmedik Bir Karşılaşma
Birkaç gün sonra arkadaşımın ısrarıyla şehir dışındaki küçük bir hayvanat bahçesine gittik. Aslında gitmek istemiyordum ama içimde garip bir merak vardı.
Soğuk havaya rağmen içeride farklı bir dünya vardı. Kaplumbağalar ağır ağır hareket ediyor, kuşlar sessizce gözlem yapıyordu. Ama beni en çok çeken yer sürüngenler bölümüydü.
Yılanların bulunduğu cam teraryumun önünde durdum. İçeride kıvrılmış, hareketsiz duran bir yılan vardı. Sanki zaman onun için farklı akıyordu.
O an içimde tuhaf bir yakınlık hissettim. Sanki o canlı, bana bir şey anlatmaya çalışıyordu ama kelimesiz bir dille.
Boşaltımın Sessiz Gerçeği
Camın önünde dururken kitapta okuduklarım zihnimde canlandı. Yılanların boşaltım sistemi aslında oldukça verimliydi. Böbrekleri kandaki azotu süzüyor, ortaya çıkan atık ürik asit kristalleri şeklinde yoğunlaşıyor ve su kaybını minimumda tutuyordu.
Bu yüzden çöllerde bile yaşayabiliyorlardı. Vücutları suyu neredeyse kutsal bir şey gibi koruyordu.
Bir anda şunu düşündüm: Belki de doğa, en zor koşullarda bile hayatta kalmanın yolunu basitlikte bulmuştu.
Ve ben, kendi hayatımı sürekli karmaşıklaştıran biri olarak, buna imrendim.
İçimde Birikenler
O yılanı izlerken içimde garip bir duygu büyüdü. Hayal kırıklığı gibi değildi, daha çok kendime karşı bir sorgulamaydı. Neden bazı şeyleri bu kadar zor hale getiriyorum?
Yılan tek bir açıklıktan atıyordu atığını. Ben ise içimde biriken duyguları bazen yıllarca tutuyordum. Sonra bir anda taşma noktasına geliyordum.
Bunu fark etmek rahatsız ediciydi.
Ama aynı zamanda özgürleştiriciydi.
Kayseri’ye Dönüş ve Defterin Yeni Sayfası
Eve döndüğümde defterimi açtım. Kalem elimde biraz duraksadı. Dışarıda rüzgar camı titretiyordu.
Yazmaya başladım:
Yılanlar ne yoluyla boşaltım yapar?
Ve sonra öğrendiklerimi kendi cümlelerimle anlattım. Ama bu kez sadece bilgi yazmıyordum. Hislerim de satır aralarına sızıyordu.
Kloaka kelimesini yazarken bile farklı hissettim. Basit bir biyolojik yapı, ama içinde hayatın bütün pratikliği vardı.
Doğanın Sadelik Dersi
O gece uzun süre düşündüm. Yılanların boşaltım sistemi bana sadece biyolojik bir bilgi öğretmemişti. Aynı zamanda hayatın gereksiz karmaşasından kurtulmanın mümkün olduğunu da göstermişti.
Her şeyin tek bir noktadan atıldığı bir sistem… Belki de doğa, fazlalıkları sevmiyordu.
Ben ise fazlalıklarla doluydum.
Kırgınlıklar, ertelenmiş konuşmalar, içimde büyüttüğüm sessizlikler…
Hepsi bir yerde birikiyordu.
Kendimle Yüzleşme
O an kendime şunu söyledim: Belki de bazı şeyleri daha basit bırakmalıyım.
Hayat her zaman karmaşık olmak zorunda değil.
Yılanın bedeninde her şey ne kadar netti. Atık bile düzenliydi. Kaotik değil, kontrollüydü.
Ben ise duygularımı bile düzenleyemiyordum bazen.
Bu düşünce biraz canımı acıttı ama aynı zamanda beni uyandırdı.
Bir Bilginin İnsan İçinde Açtığı Yol
Günler geçtikçe o küçük bilgi zihnimde büyümeye devam etti. Yılanların boşaltım yolu sadece bir biyoloji konusu olmaktan çıkmıştı.
Artık benim için bir metafordu.
Tek bir açıklık: kloaka.
Tek bir akış: yaşamın devamı.
Ve ben, kendi içimdeki karmaşayı azaltmak için yeni yollar arıyordum.
Sonra Gelen Sessiz Kabulleniş
Şunu fark ettim: Her canlı kendi sistemine göre mükemmeldi. Yılanın boşaltımı bana garip gelmişti ama aslında doğa açısından en verimli çözümlerden biriydi.
Benim duygularımı boşaltma şeklim ise çok daha karmaşıktı.
Ama belki de sorun karmaşıklık değil, farkındalıktı.
O gün defterime son bir cümle yazdım ve uzun süre o sayfaya bakakaldım:
İçimde biriken her şeyin bir çıkış yolu olmalı, tıpkı yılanların tek bir yerden fazlalıklarını bırakması gibi.
Ve o an içimde garip bir sakinlik oluştu. Hayal kırıklığım hafifledi, yerini sessiz bir anlayış aldı.
Belki de bazı soruların cevabı sadece bilgi değildir. Bazen bir canlıyı anlamak, kendini anlamanın başlangıcı olur.
Umarız “Yılanlar ne yoluyla boşaltım yapar” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Takidizayn ekibinden sevgilerle!