Hazır olun, çünkü bugün size tarihle edebiyatı, mizahla stratejiyi, hatta erkek mantığıyla kadın sezgisini aynı tencerede kaynatacağım bir konu getirdim: “Atatürk’ün kitabı neden yasaklandı?” Evet, yanlış duymadınız. Ulu önderin yazdığı kitap bile bazen yasaklı raflara karışabiliyor. Hani bir şey çok doğruysa bazıları için tehlikeli olur ya… İşte tam da öyle bir hikâye bu.
Atatürk’ün kitabı yasak mı olurmuş? Oluyor işte…
İlk tepki genelde şu: “Yahu Atatürk’ün kitabı nasıl yasaklanır?”
Cevap basit: Yasak koymak için mantığa ihtiyaç yok, korkuya ihtiyaç var. “Nutuk” gibi eserler, sadece tarih anlatmaz; bir milletin zihnini silkeleyip ayağa kaldırır. Bu yüzden bazı dönemlerde, bazı yöneticiler bu silkelemeyi fazla “sarsıcı” bulmuş olabilir. Yasaklama gerekçesi mi? Klasik: “toplumsal huzuru korumak”, “ideolojik tarafsızlık” ya da “yeni nesli karıştırmamak.”
Yani kısaca: Gerçekleri anlatan kitapların kaderi, bazen gerçekleri duymak istemeyen kulaklara takılır.
Erkek mantığı: “Sorunu tespit et, yasakla, çöz!”
Bir erkek politikacı gibi düşünün: “Bu kitap halkı etkiliyor. Halk etkilenirse sorgular. Sorgularsa sistem sallanır. En iyisi yasaklayalım, sorun kökten çözülür.”
Evet… Bu kadar mekanik.
Erkek çözüm odaklılığı bazen böylesine pratik olur: “Tehlike varsa, ortadan kaldır.” Tabii ortadan kaldırılan fikir değil, sadece erişim olur. Fikir, yasakla büyüyen bir mantar gibi yerin altından daha da güçlü çıkar ama bunu düşünmeye fırsat kalmaz.
Kadın sezgisi: “Bir dakika… Belki de konuşmamız gerekiyor?”
Şimdi bir de empatik kadın yaklaşımına bakalım. Kadınlar genellikle yasaklama refleksine değil, anlama refleksine sahiptir:
“Bu kitap neden rahatsız ediyor? Neyi tetikliyor? İnsanların bundan öğreneceği bir şey olabilir mi?”
Belki de Nutuk gibi bir eserin genç nesillerde sorgulama isteği uyandırması kötü bir şey değildir. Belki de rahatsız olmak, büyümenin ilk adımıdır. Yasaklayarak çözmek yerine konuşarak anlamak… İşte kadın bakışının farkı burada saklıdır.
Yasaklama gerekçeleri: Absürt ama gerçek
Tarih boyunca Atatürk’ün eserlerinin yasaklandığı örnekler az da olsa görülmüştür. Gerekçeler genelde şu üç ana başlıkta toplanır:
– İdeolojik korku: Bazı rejimler, cumhuriyet ideallerinin yeniden gündeme gelmesini istemez.
– Sembollerle hesaplaşma: Atatürk’ün adı ve fikirleri, sembolik bir meydan okumadır. Yasak, sembolle mücadele aracıdır.
– Eğitim kontrolü: Gençlerin “fazla sorgulayıcı” olmaması için içeriğe erişim kısıtlanır.
Hadi dürüst olalım: Bu gerekçeler kulağa mantıklı geliyor mu? Hayır. Ama işte yasak dediğin şey zaten mantıktan değil, korkudan doğar.
Nutuk neden hâlâ “rahatsız” ediyor?
“Nutuk” sadece bir hatırat değil, bir manifestodur.
Orada Atatürk, milletine hesap verir, yön gösterir, eleştirir, sorgular. Bu yüzden her dönemin “rahatını kaçırma” potansiyeline sahiptir. Kimi zaman otoriter yönetimler için fazla özgürlükçü, kimi zaman dini siyasete alet edenler için fazla sekülerdir.
Ama en önemlisi: Nutuk, vatandaşı pasif bir izleyici değil, aktif bir özne olmaya çağırır. İşte asıl tehlike de budur.
Mizahi bir soru: Yasaklayınca ne oluyor?
Hadi dürüst olalım, yasaklayınca kimse okumaktan vaz mı geçiyor? Tam tersi! “Yasaklı” damgası, kitabı adeta bir rock yıldızına dönüştürüyor. Merak artıyor, talep yükseliyor, insanlar PDF’ini birbirine gizlice gönderiyor.
Bu biraz da yasaklı aşk gibi: “Sana yasak dediler” deyince herkes daha çok peşinden koşuyor.
Geleceğe dair: Yasaklar değil, meraklar büyüyecek
Bugün bir kitap yasaklanabilir ama dijital çağda bilginin yasaklanması imkânsız. PDF’ler, bloglar, arşiv siteleri ve sosyal medya sayesinde bilgi artık kaçak değil, her yerde. Atatürk’ün sözleri de öyle. Yasaklar yalnızca geçici bir sis perdesi olabilir; ama fikirler güneş gibi doğar ve o sisi eritir.
Sonuç: Yasak değil, diyalog çözüm getirir
Atatürk’ün kitabı yasaklandıysa, sebebi onun “tehlikeli” olması değil; bazılarının gerçeği duymaktan korkmasıdır. Yasaklamak, fikirle mücadele etmenin en tembel yoludur. Oysa tartışmak, anlamak, üzerine düşünmek çok daha etkili ve sağlıklı bir yoldur.
Ve unutmayın:
“Yasaklanan kitap okunur, tartışılan fikir yayılır.”
Şimdi top sizde: Sizce bir kitabı yasaklamak onu susturur mu, yoksa daha da büyütür mü? Yorumlarda buluşalım ve bu “tehlikeli” meseleyi birlikte tartışalım.