Hücre Çeperi Kimlerde Var? Bir Edebiyatçının Perspektifinden Doğaya ve Metinlere Yansıyan Sınırsızlık Edebiyat dünyası, kelimelerin büyüsüne inanan bir yazarın, duyguların biçimlendiği bir arenadır. İnsanın hayatta karşılaştığı her engel, bir anlam arayışı, bir anlatı yaratma çabasıdır. Tıpkı hücrelerin içinde var olan çeperin, canlıyı dış dünyadan koruması gibi, edebi metinler de bir tür koruyucu sarmaldır. Fakat, kelimelerle örülen duvarlar yalnızca korumaz; aynı zamanda içindeki anlamı dışa vurur, metnin gücünü şekillendirir. İşte tam burada, edebiyatın bakış açısıyla, “hücre çeperi” kavramının kimlerde bulunduğunu sorgulamak, bir hücrenin varlığını değil, onun içindeki dünya ile dış dünyayı ayıran sınırı tartışmak oldukça derin anlamlar taşır. Hücre Çeperinin Temelleri:…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Hypo Asit Mi? Ekonomi Perspektifinden Bir Değerlendirme Kaynakların Sınırlılığı ve Seçimlerin Sonuçları: Bir Ekonomistin Perspektifi Ekonomistler, kaynakların sınırlı olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bu durum, her bireyin, şirketin ve devletin, bu sınırlı kaynakları nasıl en verimli şekilde kullanacağına dair sürekli kararlar almak zorunda olduğu anlamına gelir. Bu kararlar, yalnızca bireylerin yaşamlarını değil, aynı zamanda toplumların genel refahını da şekillendirir. Sonuçta, her karar bir fırsat maliyeti taşır – yani, bir seçeneği tercih ettiğinizde, başka bir seçeneği göz ardı etmiş olursunuz. Bugün, ekonominin temel prensiplerine dayalı olarak bir konuya odaklanmak istiyorum: “Hypo Asit Mi?” Bu soruya yaklaşırken, hem piyasa dinamiklerini, hem de bireysel…
Yorum BırakAğız Ağıza Vermek Ne Demek TDK? Kapalı Kapılar Kadar Gürültülü Bir Deyim Peşin söyleyeyim: “Ağız ağıza vermek” masum bir mahalle fısıltısı değil; ilişkilerimizde, kurumlarımızda ve kamusal kültürümüzde görünmez duvarlar ören bir alışkanlığın şifresi. Güçlü bir iddia, biliyorum. Ama tam da bu yüzden tartışmaya değer: Bir deyim, bize şaka yollu bir yakınlığı mı çağrıştırıyor, yoksa şeffaflıktan kaçan, hesap vermezliğe meyilli bir iletişimin üstünü mü örtüyor? Hadi açalım. TDK’ya Göre Anlam: Yakın Durup, Başkaları Duymadan Konuşmak Türk Dil Kurumu kaynakları “ağız ağıza vermek (konuşmak)” deyimini iki kişinin birbirine pek yakın durarak, başkaları işitmesin diye konuşması biçiminde açıklar. Yani sahnede spot ışığı yok;…
Yorum BırakAtatürk’ün en bilinen eseri “Nutuk” gibi bazı kitaplarının yasaklanma tartışmaları doğrudan içeriklerinden değil, politik atmosferden, ideolojik çekincelerden veya farklı rejimlerin sembollerle hesaplaşma isteğinden kaynaklanır. Yani sorun kitapta değil, onu okumaktan korkan zihinlerde. Hazır olun, çünkü bugün size tarihle edebiyatı, mizahla stratejiyi, hatta erkek mantığıyla kadın sezgisini aynı tencerede kaynatacağım bir konu getirdim: “Atatürk’ün kitabı neden yasaklandı?” Evet, yanlış duymadınız. Ulu önderin yazdığı kitap bile bazen yasaklı raflara karışabiliyor. Hani bir şey çok doğruysa bazıları için tehlikeli olur ya… İşte tam da öyle bir hikâye bu. Atatürk’ün kitabı yasak mı olurmuş? Oluyor işte… İlk tepki genelde şu: “Yahu Atatürk’ün kitabı nasıl…
Yorum BırakHelikopter Pistinde Neden H Yazar? Gücün, Mekânın ve Simgeselliğin Siyaseti Bir siyaset bilimci olarak, en sıradan görünen sembollerde bile bir iktidar dili ararım. Bir helikopter pistindeki “H” harfi, ilk bakışta yalnızca bir yönlendirme işareti gibi görünür. Oysa bu sade harf, modern dünyanın güç ilişkilerini, kurumsal düzeni ve toplumsal hiyerarşiyi sessizce temsil eder. Çünkü siyaset, yalnızca parlamentolarda değil, pistlerin yüzeyinde de konuşur. “H” Harfi: Bir Sembolden Fazlası Helikopter pistindeki H harfi, teknik olarak “Helicopter” kelimesinin baş harfidir. Ancak siyaset bilimi açısından bakıldığında, bu harf yalnızca bir iniş işareti değil; düzenin, ayrıcalığın ve stratejik gücün de simgesidir. Her iniş ve kalkış, bir…
Yorum BırakŞunu peşin söyleyeyim: “Taşlık mimari” ifadesi bugün internette dolaşan en muğlak, en kolay yanlış anlaşılan mimari terimlerden biri. Kimi içeriklerde taş malzemeyle örülmüş herhangi bir yapıya “taşlık mimari” deniyor; kimilerinde ise geleneksel evlerdeki çok belirli bir mekânsal tipolojiyi tarif ediyor. Bu yazı tartışma çıkarsın istiyorum çünkü kavramın muğlaklığı, restorasyondan güncel konut projelerine kadar pek çok yerde hatalı kararları meşrulaştırıyor. “Taşlık”, taş malzemeyle yapılmış mimari demek değildir; geleneksel Türk/Osmanlı konutunda sokağa açılan kapı ile odalar arasında, genellikle taş döşeli, geçiş ve gündelik işlevlerin toplandığı yarı açık/üstü örtülü ara mekâna verilen addır. “Hayat” veya “sofa” ile birlikte anılır. ([DergiPark][1]) Taşlık mimari ne…
Yorum BırakHaberci Nasıl Olunur? Felsefi Bir Yaklaşım Felsefi bir bakış açısıyla dünyaya baktığımızda, her insan bir arayış içindedir. Arayış, gerçeği, anlamı ve bilgiyi elde etmekle ilgilidir. Peki, bir haberci, bu arayışı nasıl deneyimler? Habercilik, sadece bilgi aktarmakla kalmaz, aynı zamanda o bilginin doğru ve etik bir biçimde nasıl sunulacağına dair soruları da içinde barındırır. Bir haberci, toplumsal sorumluluğunu yerine getirirken, aynı zamanda bireysel etik değerleriyle de yüzleşir. O halde, “Haberci nasıl olunur?” sorusu, sadece bir meslek edinme süreci değil, aynı zamanda felsefi bir sorumluluk ve insanın bilgiye yaklaşım biçimiyle ilgili bir arayıştır. Bu yazıda, haberciliği felsefi bir bakış açısıyla ele alacağız…
Yorum BırakBir Tarihçinin Gözünden: Güverte Bölümünde Hangi Dersler Var? Tarih, yalnızca geçmişi anlatmaz; bugünü anlamak ve geleceği inşa etmek için bir pusuladır. Denizcilik tarihine baktığımızda, her gemi rotasının aslında bir medeniyet yolculuğu olduğunu görürüz. Bir tarihçi olarak denizlerin insanlık tarihinde nasıl bir dönüştürücü güç olduğunu incelerken, Güverte Bölümü gibi akademik alanların bu geleneğin modern bir uzantısı olduğunu fark ederim. Bugün “Güverte bölümünde hangi dersler var?” sorusunu yanıtlamak, sadece bir müfredatı sıralamak değil; aynı zamanda denizcilik bilgisinin tarihsel köklerini ve toplumsal etkilerini anlamaktır. Denizcilik Bilgisinin Tarihsel Kökenleri Tarihin erken dönemlerinde deniz, bilinmezlik ve keşfin sembolüydü. Antik Yunan’dan Osmanlı’ya kadar uzanan süreçte, denizciler…
Yorum BırakGündoğmuş Nereye Bağlıdır? Siyaset Biliminin Gözüyle Bir Mekânın Anlamı Güç, Mekân ve İktidarın Sessiz Haritası Bir siyaset bilimci için haritalar sadece coğrafi sınırları değil, iktidarın görünmez ağlarını da temsil eder. “Gündoğmuş nereye bağlıdır?” sorusu, ilk bakışta sıradan bir idari merak gibi görünebilir. Oysa bu soru, devletin mekân üzerindeki egemenlik biçimlerini, yurttaşlık tanımlarını ve ideolojik aidiyetleri anlamanın anahtarıdır. Gündoğmuş, idari olarak Antalya’ya bağlı bir ilçedir. Ancak bu bağlılık, yalnızca coğrafi bir ilişki değil, aynı zamanda politik bir bağımlılık ve yönetişim ilişkisidir. İktidarın Kurumsal Damarları: Antalya ile Gündoğmuş Arasındaki Hiyerarşi Her idari bağlılık, merkez–çevre ilişkisinin somut bir örneğidir. Gündoğmuş’un Antalya’ya bağlı olması,…
8 YorumToplumsal Aynada Bir Kavram: Eğitim Neyi İfade Ediyor? Bir araştırmacı için en derin sorular genellikle gündelik hayatın içindedir. “Eğitim” kelimesi de bu basit ama derin kavramlardan biridir. İnsan, doğduğu andan itibaren öğrenmeye başlar; ancak eğitim, yalnızca bilgi edinme süreci değildir. Eğitim, toplumsal yapının yeniden üretildiği, değerlerin aktarıldığı ve kimliğin biçimlendiği bir süreçtir. Bu nedenle eğitim, bireysel olduğu kadar kolektif bir olgudur — tıpkı toplumun kendisi gibi. Eğitim Bir Aktarım mıdır, Yoksa Bir İnşa Süreci mi? Sosyolojik açıdan bakıldığında eğitim, toplumsal normların, kültürel değerlerin ve davranış kalıplarının yeni kuşaklara aktarılma mekanizmasıdır. Ancak bu aktarım, pasif bir süreç değildir. Her birey, öğrendiklerini…
8 Yorum