İçeriğe geç

Kaç çeşit kodlama türü vardır ?

Kaç çeşit kodlama türü vardır? sorusuyla başlayan bir gece

Kayseri’de geceler bazen insanın içine daha fazla işler. Özellikle de sessizliğin, odanın içindeki en küçük sesi bile büyüttüğü zamanlarda. O gece defterimi açtım. Sayfaların kenarları dolmuştu; çizimler, yarım kalmış cümleler, üstü karalanmış düşünceler…

Bilgisayarın ekranı açık kalmıştı ama bakmıyordum bile. Aklımda tek bir cümle dönüp duruyordu: Kaç çeşit kodlama türü vardır?

Bunu bana soran kişi üniversiteden bir arkadaştı. Bir kafede otururken, kahvesini karıştırıp “Sen bu işlere meraklısın ya, kaç çeşit kodlama türü var sence?” demişti. O an cevap verememiştim. Çünkü sadece teknik bir soru değildi bu; sanki benim eksikliğime dokunmuş gibiydi. İçimde bir huzursuzluk büyümüştü.

O gece uyuyamadım. Kendime kızdım. Hem de çok. “Bu kadar şeyle uğraşıyorsun ama bunu bilmiyor musun?” dedim kendi kendime. Hayal kırıklığı hissi göğsüme oturdu.

İlk katman: her şeyin başladığı yer – bitlerin dünyası

Sabah olduğunda bilgisayarın başına tekrar oturdum. Pencerenin dışında Kayseri’nin gri sabahı vardı. İçimde hâlâ o eksiklik hissi.

Kendime dürüst oldum: önce en temelden başlamam gerekiyordu.

İkili kodlama: 0 ve 1’in soğuk ama dürüst dili

İlk öğrendiğim şey aslında beni biraz sarstı. Her şeyin temeli ikili kodlamaydı. Yani 0 ve 1.

Bir an durup düşündüm. İnsan duygularını anlatmaya çalışırken bu kadar karmaşıkken, bilgisayarların sadece iki sayı ile her şeyi anlatabilmesi tuhaf geldi. İçimde hem bir hayranlık hem de garip bir boşluk hissettim.

0 ve 1… Açık ve kapalı… Var ve yok…

Bunu öğrenirken defterime şunu yazdığımı hatırlıyorum:

“Ben bile bazen bu kadar net değilim.”

O an biraz güldüm ama içimdeki kırılganlık gitmedi.

ASCII ve UTF-8: harflerin bile bir kimliği var

Sonra karşıma ASCII çıktı. Harflerin sayılara dönüştüğü bir sistem. “A” bile aslında 65 olabiliyordu.

Bunu okuyunca uzun süre ekrana baktım. Sanki kelimeler bile gerçekliğini kaybediyordu. Harflerin bile bir sayıya indirgenmesi… İçimde tuhaf bir hüzün uyandı. Çünkü ben kelimelere çok anlam yükleyen biriyim.

Sonra UTF-8 geldi. Daha geniş, daha kapsayıcı bir sistem. Farklı dilleri, sembolleri içine alıyordu.

O an içimde küçük bir umut belirdi. Sanki dünya biraz daha genişlemiş gibiydi. Sanki herkesin sesi orada yer bulabiliyordu.

Kendi kendime şunu söyledim:

“Demek ki bazı sistemler daha çok insanı içine alabiliyor.”

Bu düşünce beni hem rahatlattı hem de düşündürdü.

İkinci katman: kodlamanın dili – programlama türleri

Gün ilerledikçe asıl soruya daha çok yaklaştım. Kaç çeşit kodlama türü vardır? sorusu sadece sayılardan ibaret değildi. Asıl mesele, insanların nasıl düşündüğüydü.

Kütüphaneye gittim. Kayseri’de soğuk rafların arasında oturmak bana hep iyi gelmiştir. Orada notlarımı açtım.

Prosedürel kodlama: adım adım ilerleyen hayat gibi

İlk karşıma çıkan prosedürel kodlama oldu.

Adım adım ilerliyordu. Tıpkı sabah kalkıp kahve yaparken yaptığımız şeyler gibi. Önce suyu koy, sonra kahveyi ekle, sonra bekle…

Bunu düşünürken içimde garip bir huzur oluştu. Çünkü hayatımın bazı dönemleri de böyleydi. Sırayla ilerliyordu. Karmaşık değildi ama bazen sıkıcıydı.

Ama bir yandan da düşündüm: hayat her zaman bu kadar düzenli mi?

Hayır.

Nesne yönelimli kodlama: parçalanmış hayatlar

Sonra nesne yönelimli kodlama ile karşılaştım.

Her şey nesnelerden oluşuyordu. Her nesnenin kendi özellikleri, kendi davranışları vardı.

Bir an durdum.

İnsanlar da böyle değil mi?

Bir arkadaşım, bir nesne gibi sadece “arkadaş” değil. Aynı zamanda bir öğrenci, bir çocuk, bir hayal kırıklığı, bir umut…

Bu düşünce beni duygusal olarak zorladı. Çünkü insanları kategorilere bölmenin ne kadar eksik olduğunu bir kez daha fark ettim.

Defterime şunu yazdım:

“Ben tek bir şey değilim.”

O cümleyi yazarken boğazım düğümlendi.

Fonksiyonel kodlama: duygusuz ama tutarlı bir dünya

Sonra fonksiyonel kodlama geldi.

Burada her şey daha matematiksel, daha temizdi. Girdi vardı, çıktı vardı. Değişmeyen yapılar…

İlk başta etkileyici geldi. Çünkü karmaşa yoktu.

Ama sonra içimde bir boşluk oluştu.

Çünkü hayat böyle değil.

Ben böyle değilim.

Ben değişiyorum. Bir gün umutluyum, bir gün kırgınım, bir gün hiçbir şey hissetmiyorum.

Fonksiyonel yapı bana fazla “düz” geldi. Ve bu beni biraz üzdü.

Scripting diller: hızlı ama yüzeyde kalan şeyler

Okumaya Değer: Kaç çeşit klavye vardır ?

Bir de scripting diller vardı.

Hızlıydılar. Pratiktiler. Ama bazen derine inmiyorlardı.

Bunu okurken kendi hayatımı düşündüm. Hızlı kararlar, hızlı duygular, hızlı kırılmalar…

Bazen ben de böyleydim.

Ve bu beni rahatsız etti.

Üçüncü katman: içimdeki karmaşa

Akşam olduğunda defterim dolmuştu. Ama içimdeki soru hâlâ bitmemişti.

Kaç çeşit kodlama türü vardır?

Artık bu sorunun cevabının sadece bir liste olmadığını anlamıştım.

Bilgi ile duygunun çarpışması

Bir yanda teknik sistemler, diğer yanda benim hislerim…

İkisi birbirine temas ediyordu ama tam olarak birleşmiyordu.

O an bir hayal kırıklığı hissettim. Çünkü her şeyi net bir cevapla çözmek istemiştim. Ama hayat bana netlik vermiyordu.

Defterimi kapattım ama içimdeki düşünce kapanmadı.

Bir arkadaşın cümlesiyle başlayan iç yolculuk

O gün kafede söylenen o cümle aklıma tekrar geldi.

“Kaç çeşit kodlama türü var?”

Basit bir soru gibi duruyordu. Ama beni günlerce düşündürmüştü.

Belki de mesele sayı değildi.

Belki de mesele, insanların dünyayı nasıl parçalara ayırdığıydı.

Son katman: kendi cevabımı bulmak

Gece tekrar yazmaya başladım. Bu kez daha sakindim.

Artık şunu biliyordum: kodlama türleri sadece teknik kategoriler değil.

Kendi içimde kurduğum cevap

Benim için kodlama türleri şunlara da dönüşmüştü:

Hayatı düzenleme biçimi

Düşünme şekli

İnsanları anlama yöntemi

Ve bazen de kendimi tanıma çabası

İçimde bir şey yumuşadı. O gün hissettiğim hayal kırıklığı biraz azaldı. Yerine sessiz bir kabul geldi.

Kendime yazdığım son cümle

Defterimin son sayfasına şunu yazdım:

“Her sistem gibi ben de farklı katmanlardan oluşuyorum.”

O cümleyi yazarken garip bir rahatlama hissettim. Sanki uzun süredir taşıdığım bir ağırlık biraz hafiflemişti.

“Kaç çeşit kodlama türü vardır” hakkındaki meraklarınızı giderebildiysek ne mutlu bize. Takidizayn ailesi olarak her zaman yanınızdayız!

Bitmeyen bir soru gibi

Şimdi geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum: Kaç çeşit kodlama türü vardır? sorusu bana sadece bilgi öğretmedi.

Bana sabrı öğretti.

Kendime kızmamayı öğretti.

Ve en önemlisi, her şeyin tek bir cevabı olmadığını kabul etmeyi öğretti.

Kayseri’nin o sessiz gecelerinde defterime yazdığım satırlar hâlâ duruyor. Ve her okuduğumda aynı şeyi hissediyorum: içimde hâlâ öğrenmek isteyen, hâlâ kırılan, hâlâ umut eden bir taraf var.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://www.axeforum.com https://hele.com.tr https://betu.com.tr Sitemap
betci giriş