Üçgen Çokgen Midir? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme
İstanbul’un kalabalık sokaklarında yürürken, bazen teorik sorularla karşılaşıyorum ve düşüncelerim aniden günlük hayatla kesişiyor. Bir gün, toplu taşımada bir grup arkadaş arasında “Üçgen çokgen midir?” sorusunu duyduğumda, hemen bu basit matematiksel sorunun arkasında büyük bir toplumsal soru olabileceğini fark ettim. Üçgen, çokgen midir? Bu soruyu anlamak sadece bir geometri sorusu olmaktan öte, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet kavramlarına da dokunuyor olabilir.
İstanbul gibi büyük bir şehirde, çok farklı kimliklerin ve bakış açıların bir arada olduğu bir ortamda, her şeyin aslında bir çeşit “çokgen” olduğunu düşünüyorum. Ama her birimizin farklı açılardan baktığına göre, “üçgen” kavramı ne kadar geniş bir şey olabilir? Gelin, bu soruyu hem matematiksel hem de toplumsal bir bakış açısıyla ele alalım.
Üçgen Çokgen Midir? Matematiksel Olarak
Matematiksel açıdan bakıldığında, üçgen bir çokgendir. Çünkü çokgen, kenarları düz olan bir kapalı şekildir ve üçgen de üç kenara sahip kapalı bir şekil olduğundan, klasik anlamda bir çokgendir. Üçgenin tanımı basittir: Üç kenar ve üç köşe. Ama bazen, bu basit tanım bile toplumsal anlamda ne kadar derin bir sorunun başlangıcı olabilir, bunu fark etmek zor olabilir.
Üçgenin bu basit tanımına baktığımızda, matematiksel olarak kesinlikle çokgen olduğunu söyleyebiliriz. Ancak sosyal hayatta bu kadar net sınırlar çizmek kolay değil. Peki, üçgen gerçekten bir çokgen midir, yoksa sadece bir kenara sıkıştırılmış, daraltılmış bir form mudur? Bu soruyu sadece geometrik değil, toplumsal bir soru olarak da ele alalım.
Üçgen Çokgen Midir? Toplumsal Cinsiyet ve Kimlik
İçimdeki toplumsal cinsiyet eşitliği savunucusu hemen devreye giriyor. Toplumsal cinsiyet kimliği ve toplumsal beklentiler hakkında düşündüğümüzde, üçgenin çokgen olup olmadığını sormak aslında daha anlamlı hale geliyor. Toplumda belirli kimlikler ve kategoriler bazen üçgen gibi net ve keskin bir şekilde tanımlanır. “Sen kadınsın, sen erkeksin,” denir ve bu bazen oldukça sınırlayıcı olabilir. Ancak bu üçgen, bazen kendini çokgen gibi hissedebilir, çünkü toplumun şekillendirdiği kimlikleri aşan, daha geniş ve özgür bir alanı ifade eder.
Mesela, toplumsal cinsiyet kimliğiyle ilgili bir arkadaşım, bazen “Benim üçgenim çokgenimden daha fazla olduğunu hissediyorum,” diyordu. Bu söz, aslında modern dünyada bir kimliğin ne kadar esnek ve katmanlı olduğunu anlatıyordu. Yani, bir kişinin kimliği sadece “erkek” ya da “kadın” olmakla sınırlı değildir, bazen birden fazla kimlik, kesişimsel bir noktada buluşur. Üçgenin kenarları nasıl üç farklı noktayı temsil ediyorsa, aynı şekilde toplumsal kimlik de tek bir çizgiyle sınırlanamaz.
İçimdeki araştırmacı, bu tür düşüncelerin aslında sosyal cinsiyetin katmanlı yapısını ortaya koyduğunu düşünüyor. Üçgen, aslında çokgenin bir parçasıdır; ama bazen toplum bu çokgenin sadece belirli bir kısmını kabul eder. Bunu, farklı toplumsal kimliklerin, çeşitli cinsiyet rollerinin ve toplumsal normların nasıl birbirine karıştığını görmek için de bir örnek olarak alabiliriz.
Çeşitlilik ve Sosyal Adalet: Üçgenin Çokgenle İlişkisi
Çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden bakıldığında, üçgenin çokgen olup olmadığı, toplumsal grupların kendi kimliklerini nasıl tanımladıklarıyla ilgilidir. Birçok topluluk, kendilerini “tek bir şey” olarak tanımlamak yerine, daha karmaşık bir yapıyı benimsiyor. Mesela LGBT+ bireyleri, toplumsal cinsiyetin “erkek” ve “kadın” gibi net çizgilerle tanımlanmasının dışına çıkarak, çokgen kimlikleriyle kendi varlıklarını ifade edebiliyorlar.
Sosyal adalet açısından, bu üçgen ve çokgen sorusu, aslında kimliklerin ve grup üyeliklerinin sınırlarının ne kadar esnek olduğuna dair önemli bir sorudur. Kimi zaman, insanlar sadece üçgen olmanın yeterli olduğunu düşünüyorlar; ancak çoğu zaman bu “üçgen” kimlikler, çok daha büyük ve kapsamlı bir yapıyı ifade ediyor. Bu da, çeşitliliğin zenginliğine ve insanların kendilerini ifade etme biçimlerine saygı duymanın önemini ortaya koyuyor.
Günlük hayatta, mesela İstanbul’da sokakta yürürken, bazen giyimi, duruşu ya da dışa yansıttığı kimliğiyle insanları kategorize etmeye çalıştığımızı görüyorum. Oysa bir insanı sadece bir etiketle tanımlamak, bir üçgeni çokgen olarak görmekten çok daha kolaydır. Fakat gerçeklik, o kadar da basit değil. İnsanlar kendilerini tanımlarken bir üçgenin kenarlarını genişletip, çokgenin sınırlarını zorlayabilirler.
Sonuç: Üçgen Çokgen Midir?
Matematiksel açıdan bakıldığında, üçgen kesinlikle çokgendir. Ancak toplumsal cinsiyet ve kimlik bağlamında, üçgenin çokgen olma durumu, toplumsal normlar, çeşitlilik ve sosyal adaletle ilişkilidir. Toplumun belli kalıplara sıkıştırdığı kimlikler, çoğu zaman çokgenin sadece bir köşesi gibi kalabilir. İnsanlar, kendilerini ifade ederken üçgen gibi net tanımlarla sınırlanmak yerine, kimliklerinin çokgen biçiminde, farklı kesişimlerde şekillendiğini görebilirler.
Sonuçta, bir üçgenin çokgen olup olmadığını sorarken, belki de asıl sormamız gereken soru şudur: Kimlikler ve toplumsal roller, bu kadar katmanlı ve çeşitliyken, biz kendimizi gerçekten nasıl tanımlıyoruz?